Pininfarina İmzalı Rolls-Royce Hyperion
22 September 2008

Pininfarina Rolls-Royce Hyperion

Pininfarina, Pebble Beach’de en prestijli yıllık organizasyonlardan olan ve tarihi klasikleri karşı karşıya getiren Concours d’Elegance’da, Rolls-Royce Phantom Drophead Coupe’nin modifikasyonu ile ortaya çıkardığı Hyperion’un lansmanını gerçekleştirdi.

Hyperion kelimesi, Yunan mitolojisinde titanlardan biri olarak geçiyor ve mimari ve simgesel gücü temsil ediyor.

Andrea Pininfania:”Otomobil tam anlamıyla bir sanat eseri”

Pininfarina SpA genel müdürü ve CEO’su Andrea Pininfania: “Bu eşsiz tasarım, Pininfarina Özel Projeler bölümünün standart üretim bir otomobilin modifikasyonuyla ürettiği ilk otomobil değildi” şeklinde konuştu.

Jim Glickenhaus’un Ferrari P4/5 yada Peter Kalikov’un Scaglietti ‘K’ sında olduğu gibi daha öncede farklı projelerde çalıştık. Pininfarina Rolls-Royce Hyperion projesinde ise bir Rolls-Royce Drophead Coupe koleksiyoncusu ve sahibi olan Roland Hall bizden 1930’ların ihtişamlı otomobillerini andıran bir tasarım yapmamızı istedi. Belki size mantıksız gelebilir fakat özellikle bu sene müşterilerimizde geçmiş dönemlerin ihtişamlı arabalarına bir özlem durumunu fark ediyoruz. Pininfarina Rolls Royce Hyperion ile birlikte tasarım takımımız ve mühendislerimiz birlikte çalışarak müşterimizin isteklerini en güncel ve ileri teknolojilerle limitler olmadan yerine getirerek tam bir sanat eseri meydana getirdiler ve ve Pininfarina uzmanlığını tasarımlarına yansıttılar. Sonuç ise beklediğimiz gibi Rolls-Royce ve Pininfarina markalarını ve yaratıcılıklarını en iyi şekilde temsil eden ve 21. Yüzyıl tasarımlarında eşi benzeri olmayan bir tasarım olarak ortaya çıktı.

Pininfarina Rolls-Royce Hyperion

Pininfarina, Rolls-Royce Hyperion ile birlikte Silver Dawn-1951 ve Camargue coupe-1975 gibi Pininfarina tarafından tasarlanan diğer otomobillerin mirasını da en iyi şekilde daha da zenginleştirmiş oldu.

Konseptin Özeti

Pininfarina tarihine baktığımızda asil temellere dayanan bir çok özel otomobil örneklerini görebiliriz. Bu sebeple de zaten Roland Hall’ın çalışma teklifi çok kolaylıkla kabul edildi.

Yeni Pininfarina özel versiyonuna geldiğimizde ise Özel Projeler Bölümü bu kez Dünya’da eşi benzeri olmayan bir sistem ve konsept uyguladı ve 2007 Sonbaharın’da Rolls-Royce Hyperion projesi ortaya çıktı.

Model aşamasına gelince ilk akla gelen parlak fikir 1930’ların otomobillerinde görkemli yapısıyla ve tek yolculu modeliyle sürücüye zarifçe saran bir otomobil modeli oldu. Bir otomobilde önemli olan tabii ki kendine has gücü ve zerafetidir.

Pininfarina tasarımı tüm otomobillerde olduğu gibi Pininfarina Rolls-Royce Hyperion’da da bileşenlerin ve sesin mükemmel balansı olarak gösterilebilir. Yapısal olarak sürüş pozisyonunun 400 mm geri alınması ve arka koltukların tekrar düzenlenmesi özel olarak planlanmış. Ayrıca, ahşap hatlı örtü ile birlikte düşünülerek yeni bir tavan tasarımlandırılmış. Ön cam önünde ise Mr. Hall’ın av tüfekleri gibi küçük elemanlar yada spor ekipmanlar için 2 bölüm yaratılmış.

Pininfarina Rolls-Royce Hyperion

Gövde yapımında ise karbon fiber kullanılmış ve detaylar tekne yapım teknolojisinde olduğu gibi hassas tasarlandı. Kapılar ise sert ahşaptan, gemi tasarımcısı ustaların elinden geçti ve monte edildi. Otomobilde tüm bileşenler detaylarına varıncaya kadar bir seri üretim otomobilde düşünülemeyeceği kadar düşünüldü ve otomobilde eşsiz teknolojik ürünler ve son teknoloji ürünü çözümler kullanıldı.

Tasarımda Dünya’nın en iyi firmaları da bileşenleriyle katkıda bulundu: Karbon için Re Fraschini, cilalı yüzeyler için Isoclima, otomobilin çizimi için Proxi mühendislik, ışıklar ve farlar için Triom, tekerlek jantları için Fondmetal ve bileşenlerin materalize edilmesi aşamasında da hızlı prototiplemede yine Fondmetal desteği alındı.

Model yaratım kararları

Romantik ve asil. İşte bu iki kelime Pininfarina Rolls-Royce Hyperion modelini tam olarak açıklıyor. Özel otomobilin ilk prototipi Rolls-Royce Drophead Coupe’nin lüksünü 2 kapılı roadster’de güncel simgesel ve yapısal düzeylerin harmanlanmasıyla oluşan bir otomobil tasarımıydı. Aynı zamanda, en prestijli Dünya’nın en popüler çizgilerini taşıyan ve geçmişte savaş öncesi otomobillerini andıran bir tasarımdı.

Bu unutulamaz otomobillerin niceliklerini anımsatmak için(kısa bir arka uç ve görkemli şekilde ileri doğru yükselen kaput) tavanı uzatmak ve arka ucu kısaltmamız gerekiyordu. Ağırlıkların ayarlanması için mühendisler yumuşak, akışkan zeminlerde de çalışmalar yaptı. Hafif bir şekilde eğimlendirilen klasik Rolls Royce ızgarası da çok hoş bir görünüm verdi.

Çamurluk ise ikizkenar yamuk şeklinde daha aerodinamik şekilde dizayn edilirken Bixenon farlar ve LED teknolojisi de sportmenliğin ve zerafetin altını çiziyor. Spekteküler kaput tasarımı ise kaslı bir şekilde tasarımlandırılırken dış görünüşte yan kısımlarda görünen hatlar ise en iyi şekilde göze hitap ediyor. Arka ucun biçimi ise Pininfarina’nın efsanevi “berlinettas”ı andırıyor.

İç tasarım ise zaten seri üretimde çok iyi şekilde lüks ile kombine edilen tasarımda olduğu gibi bırakılmış.

Pininfarina ve Girard-Perregaux: Mükemmelliğin hissel dışa vurumu

Bir saati harika bir otomobil ile harmanlamak sıra dışı bir iştir. Pininfarina ve lüks Swiss saat tasarımcısı Girard-Perregaux’da tam olarak bunu hedeflemişlerdi. Bu iki ismin birleşimi ile birlikte son teknoloji mekanik sistemlerinde kullanılmasıyla şık bir kronometre yaratıldı ve ortaya harika bir ürün çıktı. Girard-Perregaux saatlerinden birisini, Vİntage 1945 Tourbillion’u altın bir köprü ile Pininfarina Rolls-Royce Hyperion ile birleştirdi. Hünerli ankraj teknolojisi sayesinde bu kronometre otomobilin gösterge paneline yerleştirilebiliyor veya müşterinin isteğine göre sahibinin bileğine takılabiliyor.

Pininfarina Rolls-Royce Hyperion

Beyaz altın kasanın saf hatları 1945’deki bir modelden esinlenişmiş ve altın bir köprü içeriyor. Bu mekanizma 19. yüzyıldan Constant Girard-Perregaux orijinal dizaynına sadık kalınarak yapılmış ki bu da 0.3 gramdan hafif ve 72den fazla parçanın sadece uzman saat üreticileri tarafından toplanılabilip yapılabileceği bir saat anlamına geliyor.

Vintage 1945 Tourbillion ile Pininfarina Rolls-Royce Hyperion, renklerinden gövde tasarımına kadar en iyi şekilde harmanlanmış. Sofistike bir toplu yay sistemi deri bir bilezik ile tasarımlandırılmış ve Girard-Perregaux markasının niteliklerini taşıyor.

Bu eşsiz parça, Dünya’nın en prestijli otomobilleri ve en muazzam saat üreticileri arasında şimdiden kendine saygın bir yer edinmiş gibi gözüküyor. Bazı nesneler vardır ki kült sınıfına girer ve değerleri fonksiyonlarını aşar. İşte bu eşsiz tasarım da kesinlikle bu kült sınıfında yer alıyor.

Pininfarina ve Girard-Perregaux: Muazzam saatler ve otomobillerin bazı ortak paydaları: zaman kavramı, motor yarışı özellikleri, artan bir şekilde refine edilmiş teknikler ve daha niceleri…Bu iki Dünya’da da tarihi tasarımlar son teknolojilerle harmanlanarak ortaya harika ürünler çıkabiliyor. Yüksek standartlarda kalite, güzellik, güç ve en küçük detaylarda bile mükemmellik, bu markaların ortak paydaları.

Girard-Perregaux, Pininfarina ile olan ilişkisini mükemmelliğe ve güzelliğe giden yolda bir genel konsept yaklaşımı olarak görüyor. Tutku ve teknolojinin birleştiği mekanik yapılarda rüyalar şekle ve gerçeğe dönüşüyor.