BMW ‘dan daha verimli ve daha güçlü çift turbo dizel
14 July 2009

BMW daha verimli ve daha güçlü çift turbo dizel

Daha düşük emisyonlar, daha fazla sürüş zevki: Bu prensibi pratikte en başarılı ve en tatmin edici uygulayabilen BMW Grubu dışında başka bir tane dahi otomobil üreticisi yok. Hem bugüne, hem de geçmişe baktığımızda görüyoruz ki premium segmentinde hem yakıt tüketimini hem de karbondioksit emisyonlarını düşürme konusunda tüm rekabet eden firmalar arasında BMW ve MINI’nin uzak ara önde olduğunu görüyoruz.

BMW Grubunun bu eşsiz pozisyonu yıllardır uzak ara elinde bulundurmasının altında yatan sebeplerden en önemlisi kuşkusuz EfficientDynamics yani VerimliDinamikler geliştirme stratejisidir. Böylece yakıt tüketimi ve emisyonlar eski modellere göre hissedilir şekilde azalırken, yol performansı da çok daha üst seviyelere çıkarılıyor.

Tüm bunlar belki de BMW EfficientDynamics felsefesi kapsamında daha da değer buluyor. Araç verimliliğinin optimizasyonunda BMW Grubu strateji olarak aracın her alanında son derece titiz olarak sürekli çalışmalarını sürdürüyor. Güç tahrik mekanizmaları, transmisyon sistemleri, süspansiyon teknolojisi, enerjinin gövdede maksimum ve optimum dolaşımı, muazzam hafif tasarım konstrüksiyon ve aerodinamik sistemin stabil optimizasyonu BMW mühendislerince kaliteden ödün vermeden son derece titiz bir şekilde gerçekleştiriliyor.

BMW ailesindeki en son motor ve transmisyon dallarındaki gelişmelerle paralel olarak BMW Grup tarafından EfficientDynamics stratejisinin önemli bir adımı olarak görülen yeni bir Aerodinamik Test Merkezi(ATC) de BMW ailesine katıldı. BMW, bu adımıyla birlikte EfficientDynamics stratejisinin arkasında ne denli güçlü durduğunu ve yapabileceklerini bir kez daha göstermiş oldu.

Bu merkezde sadece yeterlilikleri kanıtlanmış uzmanlar çalışacak ve firmanın araştırma geliştirme stratejisine uygun olarak yakıt tüketimi ve emisyonların azaltılması üzerine en son teknolojiyi kullanarak projeler geliştirecekler ve otomotiv Dünya’sında yeni kilometre taşları oluşturacaklar.

Dünya’nın premium otomobil segmentindeki en başarılı firması olan BMW grup, üzerindeki sorumluluğun bilincinde ve bu amaçlada tüm gücüyle yakıt ve emisyonları azaltmanın yanı sıra sürücü ve yolcular için de maksimum sürüş zevkini ve performansını da göz ardı etmiyorlar. Tüm çalışmalar, performans ve sürüş zevkinden ödün vermeden emisyon ve yakıt giderlerini azaltma üzerine kurgulanıyor.

Halihazırda en verimli premium otomobilleri BMW ve MINI tarafından üretiliyor.
Her BMW ve MINI otomobillerinin üretiminde yakıt tüketimi ve emisyonların azaltılması konusu, tasarıma özel olarak ele alınıyor ve mühendislik & tasarım çalışmaları bu yönde sürdürülüyor. Böylece şunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki her BMW ya da MINI tasarımı yeni bir otomobil muhakkak EfficientDynamics strateji gerekliliklerinin eleğinden geçmiştir ve de böylelikle doğal olarak Dünya standartlarında bu konudaki en ileri teknoloji bileşen ve sistemlerini bünyesinde barındırıyordur. Tüm çalışmalar özgün olarak üretilecek otomobilin karakterine has bir şekilde gerçekleştirilir ve ürün optimizasyonu da tüm bu doneler ışığında yapılır.

BMW ve MINI dışında hiçbir otomobil üreticisi, tüm model serilerinde verimlilik vaadeden teknolojileri barındırmıyor ve de BMW ve MINI’nin aksine barındırdığı modellerde de bunu ek fiyat almadan yapmıyor. BMW ve MINI’de bu teknolojiler artık standart sayılıyor. İşte bu sebeple bu önerme kuşkusuz doğrudur ki BMW EfficientDynamics stratejisi ve standartları sayesinde BMW bugün ve yarının otomobillerine eşsiz bir karakter vaadediyor.

Uygun teknolojilerin uygun modellerde doğru ve sürekli bir şekilde kullanılması ile birlikte BMW her modeline tam ölçekli verimlilik özellikleri ve tamamen özgün ve seçkin bir yapı sunarken, trafikte CO2 emisyonlarının azaltılması konusunda da çok ciddi gelişmeler kaydediyor.
BMW’nin eşsiz EfficientDynamics stratejisi, ürün gamında her otomobilde ortalama yakıt tüketimi ve emisyon değerlerinin karşılaştırılması ile de rahatlıkla dikkat çekiyor. Almanya Motorlu Araçlar Tescil Yetkili Makamına göre 2008 yılı verilerine göre BMW ve MINI otomobillerinin ortalama yakıt tüketimi 5.9litre/100kilometre. Ortalama CO2 emisyonu değeri ise kilometre başına 158 gram. Bu her iki değerde Almanya’da 2008 yılında tescil edilen tüm otomobillerin ortalama değerlerinden açık ara çok daha aşağıda.

Verimlilik konusundaki yakın zamandaki gelişmelere baktığımızda da BMW Grubunun açık ara diğer rakiplerinin önünde olduğunu premium segmenti için görebiliyoruz. Sadece 2006 ve 2008 yılları arasında BMW’nin ortalama yakıt tüketimi ve C02 emisyonları yüzde 16 düşerken MINI’de bu oran yüzde 20 olarak gözüküyor. Tüm bu gelişimler premium segmentteki piyasadaki ünlü ve çok satan rakiplerinden en az 2 kat daha iyi düzeyde gözüküyor.

Tarafsız gözlemci olaran Almanya Motorlu Araçlar Tescil Yetkili Makamının gerçekleştirdiği çalışmalara göre BMW grubuna bağlı otomobillerin C02 salınımları Almanya pazarındaki tüm otomobillere göre dört kat daha az değerlerde seyrediyor.

EfficientDynamics: BMW Grubunun ürün özelliklerine ve şirket felsefesine özgü bir parçası.

Yukarıda açıklanan değerlerden gördüğünüz gibi BMW bu konularda diğer rakiplerinin oldukça önünde yeralıyor. Tabii ki bu başarı yeni bir buluşun ya da kısa dönemli bir çalışmanın sonucu değil. Bu başarı, uzun soluklu ve doğru bir stratejinin başarısı. BWM grubu otomobilleri aynı zamanda Avrupa Otomobil Üreticileri Derneği(ACEA) tarafından yapılan araştırmalarda da 1995-2008 yılları arasında tüketim oranlarında %25 iyileştirme ile son derece başarılı bulundu.

EfficentDynamics gelişim stratejisi ile birlikte üretim prosesleri itibariyle kaynaklardan önemli derecede tasarruf edilebilmesinin yanında tüm şirket uzantılarında çalışan personelin de sosyal standartlarının yükselmesinde önemli bir rol aldı ve bu durum da BMW Grubunun şirket felsefesiyle birinci dereceden alakalıydı. Tüm bu faktörler sadece BMW tarafından üretilen ürünlerin otomotiv endüstrisinde önemli bir yere gelmesini sağlamadı, aynı zamanda Dow Jones Endeksi gibi piyasalarda da önemli değerde olumlu etki yaptı. Dow Jones endeksi, Stoxx Limited ve Zürih menşeli Varlık Yönetim Şirketi SAM tarafından da BMW’nin bu başarısı göz ardı edilmedi. BMW grubu bu gelişmelere dayandırılarak dört kez üst üste “Dünya’nın En Geliştirilebilir Otomobil Üreticisi” ödülüne layık görüldü.

BMW grubunun yenilikler ve gelişmeler üzerine odaklanmasının yanı sıra BMW Grubu geleceğe de olabildiğince güçlü girme planları yapıyor. BMW Grubu tüm bu yeniliklerini ve ileri teknoloji ürünlerini, finansal kaynaklarını en iyi şekilde kullanarak en doğru ve uygun fiyata satmayı kendisine ilke edinmiş durumda. Maksimum verimliliği performanstan ödün vermeden ve sürekli geliştirerek sağlama konusunda BMW’nin oldukça ısrarcı olduğu aşikar.

BMW daha verimli ve daha güçlü çift turbo dizel

Geleceğe önemli bir yatırım: Aerodinamik Test Merkezi.
BMW dışında hiçbir otomobil üreticisi BMW kadar tüm yeni modellerinin verimliliklerinin optimizasyonu ve stabilizasyonu konusunda emek harcamıyor ve başarılı olamıyor desek yanlış olmaz. BMW, yeni Aerodinamik Test Merkezi’nin açılışı ile birlikte tüm otomotiv Dünya’sına orta ve uzun vadeli hedeflerinin ne denli güçlü olduğunun sinyallerini verirken aynı zamanda kullandığı ileri teknoloji ürünü sistemlerinin de rekabetçi piyasada büyük ölçüde ses getireceğini de duyurmuş oldu. Bu yeni merkez ile birlikte tüm BMW ve MINI modelleri bu merkezin sağlayacağı faydalar sayesinde rakiplerinin bir adım önünde rekabete atılacaklar.

Otomobilin aerodinamik özelliklerinin optimizasyonu ile birlikte performansın ve verimliliğin artmasının yanı sıra sürüş dinamikleri stabilizasyonu da sağlanarak kullanıcıların yolda her zamankinden daha iyi şartlarda seyri de garanti altına alınmış olacak. İşte bu sebep de bize neden aerodinamik özelliklerin geliştirilmesi gerektiğinin yanıtını açık olarak sunuyor.

ATC’de tüm proje ve çalışmalar EfficientDynamics felsefesin uygun bir şekilde ve üstelik bu felsefeye her adımda yenilikler katacak şekilde gerçekleştiriliyor. Optimize edilmiş aerodinamik özellikler otomobilin yakıt tüketimi ve emisyon yönetimine direkt birinci dereceden etki ediyor. Hava direncindeki yüzde 10 azalma bile müşteriye yüzde 2,5’dan fazla yakıt tasarrufu olarak geri dönüyor. İlk bakışta belki de değersiz görülebilecek bu iyileştirmenin aslında verimliğin genel olarak arttırılmasında da oldukça büyük yeri bulunuyor.

Aslına bakarsanız BMW Grubu otomobilleri şu halleri ile bile zaen son derece yüksek aerodinamik özelliklere sahipler fakat optimizasyon ve geliştirme faaliyetleri ile birlikte sürekli olarak performans, kalite ve verimlilik öğelerini etkileyen bileşenler durmaksızın son teknolojik gelişmelerin de yardımıyla geliştiriliyor ve otomobillere uygun bir şekilde entegre ediliyor. ATC’deki geliştirme faaliyetleri de BMW Grubunun da belirttiği gibi sürekli olarak iyileştirilecek ve geliştirilecek. Hem yakıt ekonomisi hem de emisyon yönetimi konusundaki gelişimlere özellikle önem verilecek.

ATC’de uygulanan prosesler ile otomobilin aerodinamik özelliklerinin analiz edilmesi için yeni opsiyonlar potansiyeller sunuluyor ve aynı zamanda BMW Grubunun Araştırma ve Geliştirme Merkezi(FIZ) ile de eş zamanlı çalışılarak tüm aktivite ve faaliyetlerin birbiriyle etkileşimi ve optimizasyonu da araç gelişiminin tüm proseslerinde en iyi şekilde sağlanıyor. Gelecekte bununla beraber BMW Grubunun aerodinamik uzmanları BMW tasarımcıları, mühendisleri ve diğer uzmanlarla çok daha yakın ve etkileşimli çalışma fırsatı yakalayacaklar.

Tüm bu geliştirme proseslerin entegrasyonun iyileştirilmesi faaliyetleri süresince ATC, Dünya otomotiv sektörünün tüm gereklilikleri ve reel gereksinimleri uyarınca tesislerini ve yeteneklerini geliştirmekle kalmayıp aerodinamik özellikler konusunda yeni kilometre taşları oluşturma konusunda da kendisine çok güveniyor. Geliştirmenin erken evrelerinde yeni modellerin analiz edilmesi prosesi süresince farklı koşulların test edilmesi konusunda da gerçek sürüş koşullarını içeren tüm test senaryoları mevcut durumda. Böylece tüm hız aralıklarında ve farklı sürüş koşullarında gövde hareketleri tam anlamıyla kolayca incelenebiliyor.

Bir başka özellik de şu: ATC artık piyasada ilk kez diğer otomobillerle otomobilin etkileşimini ölçmek için en detaylı analiz ve render işlemlerini yapabilecek. Böylece seri üretim otomobillerde yeni bir çağ da açılmış olacak.

Şimdiye kadar yapılabilen testler tam anlamıyla gerçek koşullar sağlanamadan bir test pistinde yapılabiliyordu. Artık bu proses başından sonuna kadar en gerçekçi koşullarda en detaylı olarak yapılabilecek.

Realistik ölçümler için en gelişmiş rüzgar tüneli teknolojisi
BMW Grubunun yeni Aerodinamik Test Merkezi, aynı zamanda niteliği itibariyle bu konuda otomotiv sektöründe Dünya’nın en modern tesisi ünvanını da taşıyor. ATC’de bulunan rüzgar tüneli sayesinde tüm araçlar orijinal ölçülerinde analiz ediliyorlar. Yolda sürüş halinde görülebilecek en önemli etkileşimlerin, etkilerin ve olguların temsil edilebilmesi için yol düzlemi en az 5 inişli çıkışlı yolun simülasyonu ile elde edilmiş.

İkinci bir rüzgar tüneli de mühendisin test edilen aracı bir pozisyondan diğerine tüm yönleriyle incelemesine olanak verecek şekilde taşımasına izin verecek şekilde tasarımlandırılmış. Böylece araç, her türlü durumda akış şartlarına ve durumlarına göre incelenebiliyor. Aerodinamik ve sürüş dinamikleri öğeleri interaktif olarak incelenebiliyor ve kombine edilebiliyor.

Senaryoların sayısı ATC’de diğer tesislere kıyasla test prosesleri için oldukça yeterli durumda bulunuyor. Rüzgar tünellerinde 300 kilometre/saat ya da 186 mph hızına kadar testler gerçekleştirilebiliyor. Modellerin ölçeklerine bağlı prototipleri ve en doğru fiziksel şartlar üretilerek araştırma geliştirme faaliyetleri yürütülüyor.

Toplam olarak BMW Grubu bu tesis, bileşenleri ve uzantılarının kurulumu için 170 milyon Euro civarında bir harcama yaptı. 3 sene içerisinde Münih FIZ Araştırma ve Geliştirme Merkezi civarında 25,000 metrekarelik 5 karlı bir binanın da bu amaçla yapılması planlanıyor. İlk görüşte mimarisiyle de etkileyici bir görünüme sahip olacak bu bina da sanıyoruz BMW’nin bu konudaki ciddiyetini ve teknoloji geliştirme konusundaki tutku ve titizliğini gözler önüne seriyor.

BMW EfficientDynamics uzmanları ATC’nin özellikle aerodinamik üzerine çalışan uzmanlarının diğer BMW mühendis ve uzmanları ile en iyi şekilde interaktif çalışmalarını istiyor ve de bu sebeple yeni Test Merkezi’ne taşınma konusunda en az 5 alternatif gözden geçirildi. Özellikle rüzgar tüneli çalışmaları için bu konuya önem veriliyor. Tüm bu uzmanların aynı binada toplanması ile BMW Grubu çok daha başarılı çalışmalara daha çabuk ve etkin ulaşabileceğini düşünüyor. Birlikte çalışma ve mesafelerin kısalması ile birlikte araştırma ve geliştirme projelerinde çok daha hızlı yol alınabileceği aşikar. Toplamda 500 uzman BMW EfficientDynamics kapsamında aynı binada çalışacaklar.

Her zamankinden daha verimli: Turboşarj teknolojisi ile sıralı-altı motor grubu(power unit) yeni jenerasyonu

ATC ile birlikte BMW, güçlü ve aynı zamanda etkileyici bir şekilde ekonomik sıralı-6 motor grubu ünitelerini gururla sunuyor. Gerçekten de bu motorlar yakından inceleme altına alındığında benzin ya da mazot, hangisi ile çalışırsa çalışsın oldukça iyi değerlerde yakıt ekonomisi sağlanıyor ve buna rağmen de her zamankinden daha iyi bir şekilde performans elde ediliyor. Daha basit olarak açıklamak gerekirse bunun sadece bir sebebi var: Her iki motor da BMW’nin hem verimlilik hem de dinamik performans öğelerini kombine eden özel teknolojiler ile üretilmiş. Her iki motor grubu ünitelerine baktığımızda daha büyük sekiz silindirli ünitelerin ürettiği gücü rahatlıkla üretebildiklerini görürken aynı zamanda her iki motor da daha hafif konstrüksiyona sahip durumda bulunuyor. Bunun yanında çok daha iyi yakıt ekonomisi ve emisyon yönetimi değerlerine sahipler.

BMW’nin yeni TwinPower Turbo benzin yakıtlı motoru ilk kez turboşarj, direkt yakıt enjeksiyonu ve tamamen değişken valf yönetimini tek bir ünitede birleştirirken 306 beygir gücü üretebiliyor. Çift-scroll turboşarjın yüksek hassasiyette enjeksiyon ve VALVETRONIC ile bileşimi sayesinde BMW’nin bu motoru otomotiv piyasasında büyük ilgi uyandırırken düşük yakıt tüketimi ve emisyon değerleri ile de dikkat çekiyor.

Bu 3.0-litre altı silindirli motor 1,200 devirde 400Newton-metre maksimum tork üretebilirken muazzam tork değerini 5,000 devir/dakikada rahatlıkla koruyabiliyor. Diğer Twin Turbo teknolojisi ve Yüksek Hassasiyetli Enjeksiyon ile üretilen sıralı-altı motorlarla kıyaslayınca da yüzde 9’luk bir yakıt tüketim kazancı görebiliyoruz.

Altı silindir dizel motorun en yüksek versiyonu zaten geliştirilerek BMW 730d ve BMW 330d ile sunulmuştu ve BMW bir kez daha bu motorun muazzam gelişim potansiyelinin ne denli yüksek olduğunu bu çalışması ile göstermiş oldu. Ayrıca, BMW’nin sıralı altı dizel motorun yeni jenerasyonunda çok fazlı turboşarjlamanın common-rail direkt yakıt enjeksiyonu ile kombinasyonu sonucunda da ortaya muazzam derecede dinamik güç ve performans değerlerinin yanında maksimum verimlilik sonuçları çıktı. Bu arada tabii ki EfficientDynamics’in de katkıları ile bir çok yenilik sayesinde de tamamen alüminyum tasarım motorda 2 turboşarj ve enjeksiyon sistemi ile birlikte güçte hissedilir bir artış elde edilmesinin yanında yakıt tüketimi ve emisyon azaltımı konusunda da başarılı sonuçlar elde edildi. Turboşarj sistemi şimdiye dek hiç bu kadar verimli olmadığı gibi yakıt tedariki sırasınca piezo-enejktörlerin 2,000 bar basınç ile çalışmalarını da es geçmemek lazım.

Yeni 3.0 litre BMW TwinPower Turbo dizel motor 4,400 devir/dakikada 306 beygir gücü üretebiliyorken sadece 1,500 devir/dakikada 600Newton metre tork değerine de ulaşabiliyor. Sadece bu değerler bile halefini yani Dünya’nın en sportif ve dinamik altı silindir dizel motorunu geçmekle kalmayıp kullanıcılara yüzde 4 oranında yakıt tüketimi tasarrufu ve düşük karbondioksit salınımı sunuyor.

BMW’nin yeni sekiz vitesli otomatik transmisyon sistemi: Daha fazla vites, daha muazzam verimlilik ve geliştirilmiş sürüş dinamiklerinin zekice yönetimi

BMW’nin yeni sekiz vitesli otomatik transmisyon sistemi gerçekten de başlı başına mühendislik yeteneklerinin nasıl ileri teknoloji ile harmanlanarak hem sürüş zevkini ve de aynı zamanda da muazzam verimlilik değerlerinin aynı anda yakalandığının önemli bir kanıtı olarak karşımıza çıkıyor.

Bu yenilikçi güç transmisyon sistemi ilk olarak 12 silindirli BMW 760i ve BMW 760Li’de tanıtılmış ve verimlilik – kalite öğeleri ile ön plana çıkmıştı. Aynı zamanda, özel karakteristikleri sayesinde bu yeni sekiz vitesli transmisyon sistemi hem yol konforunu hem de eskisine nazaran daha yüksek standartta dinamik performansı kullanıcılarına cömertçe sunuyor.

Bir diğer önemli nokta da şu: BMW’nin altı vitesli otomatik şanzımanı zaten otomotiv sektöründe muazzam vites dinamikleri ve verimlilik anlamında büyük övgü alıyordu. Bu sisteme 2 vites daha eklenerek hem bir vitesten diğerine geçiş süresi hızlandırıldı hem de genel olarak transmisyon kalitesi ve hassasiyeti de arttırılmış oldu. Dişlilerin yenilikçi anlayış ile düzenlenmesi, eklenen ek bileşenler ve yeni sekiz vitesli otomatik transmisyon sisteminin ağırlığı da iyileştirildi.

Konvertör slipi düşük motor hızlarında yüksek verimlilik için en düşük sürtünme kuvvetleri sağlanarak bir defada 2 kavramanın açılmasını sağlamak suretiyle ayarlandı ve yüksek viteslerde daha uzun transmisyon değeri uygulandı. Düşük hızlarda kullanıcı ve yolcuların vibrasyon ve basınçlardan olabildiğince az etkilenmesi sağlandı.Ayrıca, altı vitesli önceki halefine göre bu versiyonda yakıt tüketimi yaklaşık yüzde altı oranında iyileştirildi.

Sistemde diğer bir önemli noktada şu: bir kavramanın neredeyse tüm viteslerde ve hatta birden çok vites küçültmede dahi aynı zamanda açılabilmesi ve kapanabilmesi sayesinde motorun dinamik vasıfları da bu sekiz vitesli otomatik şanzıman sayesinde arttırıldı. Böylece, düşük motor hızlarında da dinamik hızlanma en ergonomik ve tasarruflu şekilde sağlanmış oldu.

Yeni sekiz vitesli otomatik transmisyonun aynı zamanda gelecekte premium otomobillerde özellikle bir güç transmisyon çözümü olarak adı geçiyor. Farklı tasarım ve performansta her tür motorla bu sistemin kombinasyonunun yapılabilmesi mümkün. Hatta bu sistem sadece arkadan çekişli otomobillerde değil, dört çeker otomobillerde de kullanılabilir.

Aynı zamanda bu sekiz vitesli otomatik transmisyon sistemi hibrit sistemle de birebir mükemmel bir uyum içerisinde çalışabilir. Böyle bir durumda da verimlilik ve dinamizmin muhteşem ve kusursuz birleşimine tüm otomotiv Dünya’sı tanık olacaktır.

BMW Aerodinamik Test Merkezinde bunlar gibi daha bir çok konuda geliştirme ve yenilik çalışmaları devam ediyor. Piyasadaki tüm segmentlerde sürüş dinamiklerinin geliştirilmesi ve ekonomi optimizasyonu konularında önümüzdeki dönemlerde bu merkezden farklı ve özgün çalışmalar görmemiz bizi şaşırtmayacaktır. Sonuç olarak, BMW grubu artık otomotiv sektöründe bu atılımı sayesinde her zamankinden daha güçlü ve oyuna rakiplerinden 1-0 önde başlıyor. Zaten kalitesi belli olan tasarım ve sürüş niteliklerinin muazzam yakıt ekonomisi ve emisyon yönetimi ile kombine edilmesi ile BMW geleceğin otomobillerini üretmeye şimdiden başlamış gözüküyor.