
BMW, yeni roadsterini sanki sadece insanları etkilemek için üretmiş gibi. Yeni Z4, tasarımından sürüş hislerine kadar her yönüyle kalbe işleyen bir otomobil. Bavyeralı’nın tek sorunu yollarımızla pek barışık yaşamaması.
Muhteşem manzaraya sahip yeni evinizi bulduğunuza inanıyorsunuz. Fakat evin küçük bir sorunu var. Toplam kullanım alanının 3’te biri evin adeta keyif merkezi olmak için tasarlanmış banyodan oluşuyor. Salon, mutfak, depolama alanları ve yatak odaları da kalan 3/2’lik kısmı paylaşmak zorunda. Fakat kimi yapılar kullanışlılık değil keyif düşünülerek yaratılır. Roadsterler buna en iyi örnek.
BMW’nin roadsteri de sadece ve sadece keyif için tasarlanmış. Yeni Z4 ’ün ikinci neslinin toplam uzunluğunun üçte biri motor kaputundan oluşuyor. Tabii artık zıt çizgiler daha az belirgin ve arka tasarım da burun tasarımının etkileyiciliğinden çok uzak bir sakinliğe sahip. Hatta makyaj sonrası 3 Serisi arka tasarımı bile Z4’ten daha fazla kişilik sahibi.

Bu çok yazık. Çünkü BMW yeni roadsterinin iç mekanına çok özen göstermiş. Kaliteli hissettiren kaplamalar ve kumandaların krom çerçeveleri, uzaydan gelmiş gibi görünen vites koluyl birlikte seçkinlik algısını bir hayli arttırıyor. Kapaklı kapı içi cepleri ve koltukların arasındanki kapaklı gözler gibi küçük eşya gözleri de günlük hayatı kolaylaştırmayı amaçlıyor. Kokpitte kullanımı zor kumanda bulunmuyor. Hatta kumandaların azlığı, tam da roadsterlerin sadelik felsefesini yansıtıyor. Bu felsefeyi esnetmek isteyenler için elektrikli ayarlanan koltuklar da unutulmamış.
3 Serisi’nden tanıdık anahtar ve marş düğmesi ikilisiyle sürüşe hazırlanırken. Tüm sakinlik hisleri yok oluyor. Z4, adeta kullanıcısının hatalarını arar gibi garip uyarı sesleri üretmeye başlıyor. Son dönem BMW’lerinin ortak hastalığı olarak Z4’te hemen herşey için ayrı bir uyarı tonu bulunuyor. Emniyet kemeri, vites kolu kilit düğmesi, el freni… Elektronik el freniyle iki koltuk arasında geniş bir alan kazanan BMW mühendisler, bu alanı çok da verimli kullanamamış.
Kullanıcı el freninin çalıştırılması yükünü tamamen kendi üstlenmek zorunda. Sistem ne durulduğunda kendiliğinden devreye giriyor ne de kendiliğinden devreden çıkıyor. Bunun yerine katlanır metal tavan tamamen otomatik olarak işlev görüyor. 20 saniye içerisinde Z4, coupeden roadstere dönüşüyor.
Etkileyici görünümün en büyük destekçisi, egzozdan yayılan homurtular. Ya da en azından test otomonilimizde bu durum böyleydi. 3,0 litrelik çift turbo beslemeli motora sahip test aracımız, bir M versiyonu çıkana kadar en güçlü Z4 olma ünvanını koruyacak. 306 HP güç ve 400 Nm tork üreten motor, sıralı 6 silindirli yapısıyla beklenmedik bir yumuşaklıkla çalışıyor. İki küçük turbo besleme sayesinde motor maksimum torku 1300-1500 d/d aralığından sürekli olarak kullanımda.

Fakat bu durum için muhteşem tanımlaması yapmadan önce bazı gerçeklerle yüzleşmek gerekli. Ülkemizdeki yol kalitesi, erken gelen bu kadar torkun tek aks üzerinden sağlıklı bir şekilde aktarılabilmesini engelliyor. Işıklardan orta şiddette kalkış yapmak ya da dar bir dönüş yapmaya çalışmak Z4’ün DSC sisteminin hemen devreye girmesine ve gazı kesmesine neden oluyor. Yine bir kez hareket ettiğinde Z4 S35i’nin hızlanma istekliliği dudak uçuklatacak kadar yüksek oluyor. Bu başarıda en az motor kadar pay sahibi olan çift kavramalı şanzımanın çalışma başarısıysa ayrı bir konu. Vites değişimlerini yıldırım hızıyla tamamlayan sistem, istenildiğinde kontrolü sürücüye de bırakabiliyor. Direksiyon üzerindeki düğmelerle değişimleri gerçekleştirmek büyük bir zevk. İnsan sadece şımarıklık edip devir kesici sayesinde bile müdahale olmasaymış diyebiliyor.
Yüksek tork nedeniyle tutunma sorunu virajlarda da ortaya çıkıyor. Ama bu sefer ona normal ayarda bile sert olan amortisörlerin neden olduğu zıplamalar da ekleniyor. Neyse ki DSC bu iki durumla da çok başarılı bir şekilde mücadele ediyor. DSC’yi kapatacak olanlarsa mümkün olan ilk anda kopmayı bekleyen arka kısmı nedeniyle tetikte olması ve bu durum ortaya çıktığında bu pahalı otomobili tekrar yoluna sokmak için usta ellere sahip olması gerekli. BMW direksiyon konusundaysa tüm rakiplerine çok iyi bir ders veriyor. Sistemin yönlendirme başarısı, verdiği hisler ve tepki hızı pazarın en iyileri arasında. Üstelik bu beğeni hızlı veya sakin sürüşlerde değişmiyor.

Yol tutuş başarısı büyük oranda elektroniğe bağlı olan Z4’te BMW’nin sunduğu adaptif amortisörlerin Sport isimli modunaysa neredeyse hiç gerek duyulmuyor. Bu modu kullanmak isteyenler, amortisörler değil ama şanzıman için kullanılabilir. Sport ve Sport+ isimli modlarda şanzıman normalde olduğundan çok daha vahşi değişimler gerçekleştiriyor. Üstelik vites düşürme sırasında motorun verdiği ara gazlar da keyif arttırıyor.
Eminim dikkatinizi çekmiştir, Z4’ün keyifle anlatılan tüm yönleri sportiflikle ilgili. Bu haliyle yollardan çok pistler için hazırlanmış bir otomobili andıran Z4, konfor ve kullanışlılık konularınaysa neredeyse hiç çalışmamış. Sert süspansiyon sistemi, dar ve boğucu koltuklar, arka görüşü engellediği kadar rüzgarı engellemeyen deflector ve tavan açıkken yükleme yapmanın imkansızlaştığı bagaj gibi unsurlar, Z4’ün günlük kullanım için tercih edeceklerin canını bir hayli sıkabilir.